Abdominal aort anevrizmalarında alternatif tedavi:
ENDOVASKÜLER CERRAHİ

Aort anevrizmalarının endovasküler yöntemle tedavisi daha az invazif oluşu ve hastanede kalış süresinin kısalığı nedeniyle ülkemizde de giderek yaygınlaşan bir yöntem. Abdominal aort anevrizmasının tedavisinde, seçilmiş olgularda, klasik cerrahiye alternatif olabilecek ameliyatsız bir yöntem olan endovasküler cerrahiye Anadolu Sağlık Merkezi'nde önemle yaklaşılıyor. ASM'de yakın gelecekte bir Endovasküler Cerrahi Merkezi açılmasının çalışmaları yapılıyor, Peki endovasküler cerrahi nasıl uygulanıyor, ne zaman kullanılabiliyor ve tedaviye getirdiği açılım nedir? Tüm bu soruların yanıtlarını Anadolu Sağlık Merkezi KalpDamar ve Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Tayfun Gürbüz'den aldık...

Endovasküler cerrahinin kullanımını gerektiren konuların başında damarlardaki anevrizmalar geliyor. Damar duvarlarının normalde belirli çaplan bulunuyor, eğer duvarın çapı normalin bir buçuk katına ulaşırsa damarda anevrizma olduğu söyleniyor ve patlama riski ortaya çıkıyor. Anevrizmaların oluşmasında en önemli etken sigara kullanımı ve yüksek tansiyon. Bununla birlikte, bazı genetik hastalıklara bağlı olarak, damar duvarını yapan proteinlerin yapısal bozuklukları da anevrizmalara yol açabiliyor.

Zaman içinde anevrizmanın olduğu damarlar elastikiyetini kaybediyor, damar duvarı inceldikçe yırtılma şansı artıyor.

Endovasküler cerrahinin kullanıldığı ikinci sorun, damar tıkanıklıkları. Koroner damarlarda yaygın olarak stent kullanıyor. Ayrıca aort damarından çıkıp bacaklara giden iliak damarların tıkanıklıklarında da balon ve stent kullanılıyor. Bunun yanında böbrek damarlarının tıkanıklıklarında da oldukça etkili bir yöntem.

HASTAYA EN AZ ZARAR
60 yaşın altındaki kişilerde nadir olarak görülen abdominal yani karın içi aortundaki anevrizmalar yaşlılık hastalığı olarak tanımlanıyor. Endovasküler uygulamaların bu anlamda çok önemli bir yeri olduğunun altını çizen Op. Dr. Tayfun Gürbüz, anevrizmaların klasik cerrahi yöntemlerle tedavisinin yaşlı hastalarda sorun yaratabileceğini ve hastaların böyle büyük bir ameliyatı kaldırarnayabileceklerini söylüyor, Endovasküler cerrahi ile küçük kesiler kullanarak ve hastaya en az zarar verilerek işlem gerçekleştirilmiş oluyor.

Anevrizmalar en sık karında göbeğin altında abdominal aort'da görülüyor. İkinci sık görüldüğü yer ise bacağa giden damarlar ve göğüs içindeki aort damarı. Anevrizma bir damarda ortaya çıkmışsa, diğer damarlarda görülme riski de artıyor. Bu nedenle bir yerde anevrizma görüldüğü zaman hasta taramadan geçirilerek başka damarlarda da aynı sorun olup olmadığı araştırılıyor.

NASIL ORTAYA ÇIKIYOR?
Anevrizmaların büyük çoğunluğu farklı nedenlerden dolayı yapılan muayenelerde tesadüfen tespit ediliyor. Çünkü anevrizmalar çoğunlukla kendini belli edecek semptomlar göstermiyor. Patlama riski ise anevrizmanın büyüklüğü ile doğru orantılı olarak artıyor. Örneğin damar çapı 5 cm. olan anevrizmalarda patlama riski yüzde 5'ten az iken, 5 ile 6 cm. arasındaki anevrizmaların 1 yıl içindeki patlama riski yüzde 20 civarında, 6 7 cm'de ise risk yüzde 39, 7 cm'den büyüklerde de yüzde 65'e yükseliyor. Bazı hasta gruplarında Örneğin sigaraya bağlı amfizem hastalarında, kontrolsüz yüksek tansiyonu olan ve yüksek kolesterolü olan ve aynı zamanda sigara içmeye devam eden kişilerde anevrizma patlama riski artıyor.

TEDAVİYE YAKLAŞIM
Anevrizmanın varlığı düşünüldüğünde kullanılan standart tedavi yöntemi klasik cerrahı oluyor. Cerrah anevrizmaya hastanın karın bölgesinden yapılan bir inşizyon ile ulaşıyor. Cerrahi girişim sırasında anevrizmanın bulunduğu damar çıkarılıyor ve sentetik damar grefti ile değiştiriliyor. Genel anestezi altında gerçekleştirilen bu işlem yaklaşık üç saat sürüyor. Cerrahi operasyon sonrasında da hastanın yaklaşık 7 gün hastanede kalması gerekiyor.

Anevrizmaların tedavisinde geleneksel cerrahiye alternatif olan endovasküler cerrahi, özellikle böyle büyük bir ameliyatın komplıkasyonlarını kaldıramayacak yaslı hastalar için ideal bir yöntem olarak gösteriliyor.

Anevrizmayla gelen hastanın ayrıntılı bir bilgisayarlı tomografisi alınıyor. Hastanın anatomisine bakılıyor, anatomisi uygun olmayan hastalara bu yöntem uygulanamıyor. İşlemin gerçekleştirilmesi için damarın nispeten düz bir seyir göstermesi gerekiyor. İkinci nokta ise böbrek damarları ile anevrizma arasında belirli bir mesafenin bulunması. Aksi takdirde stentin asılacağı mesafe daraldığından uygulama yapılamıyor.

Genel anestezi altında gerçekleştirilen endovasküler stent uygulamasıyla ilgili Op. Dr. Gürbüz, şunları anlatıyor;

"Endovasküler Stent Greft yönteminde, her iki kasığa 34 cm'lik insizyonlar yapılıyor. Metal bir kafesten oluşan stentin içinde polyesterden veya Goretex'ten yapılmış yapay damar (greft) anevrizmalı damarın içine yerleştiriliyor. Stent greft kan akımı için yeni bir yol sağlayarak anevrizmadaki basınç kontrol altına alıyor. Bir anlamda, anevrizma bertaraf edilmiş oluyor. Tüm bu işlemlerdeki aşamaları röntgenle sürekli kontrol ediyoruz. Anevrizma zamanla içinde kan akımı olmadığı için küçülüyor ve kayboluyor. Stent hasta ölene kadar yerinde kalıyor."

UZUN SÜRELİ KONTROL ŞART
Anevrizmanın endovasküler yöntemle tedavisinde stent takıldıktan sonra hasta bırakılmıyor ve kontrol devam ediyor. Ameliyat ne kadar kolay olsa da, takipleri uzun süreli olarak devam ediyor.

Bu yöntemde en sık görülen komplikasyonun kasıktan cihazı sokarken kasık damarının yaralanması olduğunu belirten Op. Dr. Gürbüz, karşılaşma riski bulunan diğer komplikasyonlarla ilgili şu bilgileri aktarıyor;

"Damarın yaralanma oranı yüzde 5 civarındadır. İkinci komplikasyon ise, stentı takarken yerinden oynamasıdır. Cerrahın bu noktaya çok dikkat etmesi gerekiyor. Komplikasyonların yaşanmaması ve oluşabilecek herhangi olumsuz bir durum karşısında ivedilikle hareket edebilmek ve komplikasyonla baş edebilmek için cerrahın bu konuda tecrübeli olması şart."

Endovasküler yöntemle stent yerleştirilmesi işleminin uzun dönem sonuçlarının yeni yeni çıktığını söyleyen Op. Dr. Gürbüz, bu nedenle operasyon sonrasında hastaların kontrol altında tutulması gerektiğinin altını çiziyor. Op. Dr. Gürbüz, şunları anlatıyor;

"Operasyon sonrasında da hastanın sürekli kontrol altında tutulması gerekiyor. 5 yıllık süre zarfında 6 ayda bir hekim kontrolü gerekiyor. Hastanın her 6 ayda bir bilgisayarlı tomografi ile kontrol edilmesi gerekiyor. Açık cerrahi ile yapılan anevrizma ameliyatlarından sonra ise böyle bir kontrole ihtiyaç genellikle ihtiyaç duyulmuyor."

GENÇLERDE STENT TERCİH EDİLMİYOR
Endovasküler cerrahinin bu hastalarda kullanılmasının temel nedeni yaşlı hastaların acık cerrahiyi tolere edememesi. Genç, düşük riskli ve başka hiçbir problemi olmayan hastalarda stent tedavisini yapmadan iki kez düşündüklerini söyleyen Op. Dr. Tayfun Gürbüz, bunun nedenlerini şöyle açıklıyor;

"Hem bu hastalan uzun süreli takibe, hem de stentin olası komplikasyonlanna maruz bırakmış oluruz. Aynı zamanda hatırlatmak gerekir bu uygulamaların uzun dönem sonuçları henüz tam bilinmiyor. Şu andaki sonuçlar 5-10 yıllık takip ile elde edilen veriler ışığındaki bilgiler."